1. Mobile Öğrenme. Yazılım ve donanım alanındaki çığır açan gelişmeler mobil cihazları ve akıllı telefonları vazgeçilmez bir hale getiriyor. İnternet bağlantıları ve işlem yetenekleri sayesinde eğitim alanında yakın bir zamanda bilgisayarların yerini alacak gibi.
2. Cloud computing- Bulut Bilişim / Kümesel İşletim.
Uygulamalar artık daha çok masaüstüne bağlı olmaktan çıkıp, internet aracılığıyla her yerden ulaşılabilir olacaklar. Bu da eğitimde ve bilgi-iletişimde mekana bağlı kavramını yavaş yavaş ortadan kaldıracak. Kümesel işletim ile masaüstünde kullandığınız bir uygulamayı, internet aracılığı ile başka bir yerden de kullanabilmeniz sağlanmış olacaktır. Ve bu bulut işletimi sayesinde ortak bir merkezde toplanma ile cihaz ve enerji sarfiyatlarını daha da azaltabileceksiniz.
3. Birebir Bilgisayarlar. Dünya genelindeki eğilim, her öğrenciye bir bilgiye erişim cihazı temin ederek teknolojiye evrensel çapta bireysel bir erişimin sağlanmasıdır. Bu cihazlar, dizüstüler, internete bağlı bilgisayarlar, akıllı telefonlar ya da tablet bilgisayarlar olabilir.
4. Her Yerden Öğrenme. Güçlü bağlatıların ve ucuz bilgisayarların çıkmasıyla, dünyadaki okul sistemleri öğrencilerine her zaman ve her yerden öğrenme fırsatlarını geliştirmeye başladı. Bu trend de geleneksel 40 dakikaklık ders sistemini yeniden düşünmeye sevk etmiş durumda. Donanım ve internet erişimine ek olarak derinlikli bir eğitim için birebir öğrenme imkanını sağlayacak sanal danışmanlara, öğretmenlere de gerek vardır.
5. Oyunlar. Özellikle gençler arasında rağbet gören, online ya da masaüstü fark etmez, toplu oynanan oyunlarda, kişilerin sosyal yeteneklerini, strateji geliştirmelerini, sivil dayanışma ve organizayon kapasitelerini geliştirdiği artık aşikar. Eğitimi, özellikle fenomen haline gelmiş oyunların yanısıra sadece eğitici amaçlarla üretilmiş oyunlar üzerinden yapılarak, dikkati, etkin öğrenmeyi ve odaklanmayı da artırarak daha nitelikli hale getireceği göz ardı edilmemeli.
6. Kişiselleştirilmiş Öğrenme.
Eğitim sistemleri, artan bir şekilde bir öğrencinin bilgi-algı seviyesini başlangıç düzeyinden üst seviyelere kadar anlayabilecek ve bunlar arasındaki farkların nasıl kapatılabileceği üzerine değişik teknolojilerin kullanımının araştırılmasına çalışıyor. Bu odaklanma da sınıf içi eğitimde genel ortalamaya göre davranma yerine hem zayıf hem de güçlü seviyedeki öğrencilerin ayrı ayrı ihtiyaçlarına ve pedagojisine göre bir eğitim vermeye dönüşmeyi getirecektir.
7. Eğitim Sınıflarını Yeniden Tanımlama. Neredeyse dünyadaki bütün okul sınıfları hep ayn şekildedir. Sıra sıra masa ve sandalyelerden ibaretttir. Fakat önümüzdeki yüzyıl için artık grup çalışmasını teşvik edici, disiplinler arası ve öğrenci merkezli sınıfların düşünülmesi gereklidir. Konsept olarak ta dairesel masalı, ışığın ve renklerin yoğun kullanıldığı, öğrenciler ve öğretmenler için kişisel alanların çok olduğu, proje bazlı öğrenmeler için küçük açık alanların olduğu sınıflar üzerinde durulmalıdır.
8. Öğretmen Bazlı Açık İçerik. Günümüzde birçok online yazı ve içerik, öğretmenlere kendi özel amaçları için bunları düzenleme, ekleme yapabilme ve özelleştirebilme imkanı tanımaktadır. Bu tür online açık içerikler, orjinal ders materyallerinin yanına destekleyici ve interaktiviteyi artırıcı mahiyette özellikler kazandırmaktadır.
9. Akıllı Portföy Değerlendirmesi. Öğrenme ile ilgili bilginin toplanması, yönetimi, sıralanması ve elde edilmesi öğretmenlere, öğrenme seviye farklarını daha iyi anlamalarını, içeriği ve pedagojik yaklaşımlarını özelleştirebilmelerini sağlar. Öğretmen tarafından iyi tasnif edilip değerlendirilmiş bilgilerin öğrenciler tarafından alınıp kullanılması ve faydalanılması daha kolay olmaktadır. Bilginin düzgün portföy edilmesi öğrencinin de öğrenme sürecini kolaylaştırıp, katılımını artıracaktır.
10. Öğretmen Yöneticiler/Danışmanlar. Öğretmenlerin sınıftaki rolü, bilginin öğesi olmaktan çok, her öğrenciye kendi kişisel gelişim rotasını çizen, ilgili destek kaynakları sunabilen, işbirlikçi öğrenme fırsatlarını oluşturan, bakış açısı ve ufuk sunabilen, bilgiyi nasıl ve hangi yollarla elde edilip değerlendirebileceğini 40 dakikalık bir zaman periyodu içinde öğrenciye öğreten bir yöne doğru evrilmektedir. Bu evrilme ve değişim tabiki insan faktörünün yani öğretmende olması gereken özveriyle eşgüdüm halindedir.